Başarısız Gençlik

Başarısızlık derken uluslar arası spor ödülü alan sporcularımız, Nobel ile ödüllendirilen bilim insanlarımız, defalarca dünya şampiyonu olan motosiklet yarışmacımız ve buna benzer başarılarla bizi gururlandıran tüm yurttaşlarımızdan bahsetmiyorum elbette. Avrupa ve Asya’nın köprüsü olup bin yıllık birikimi barındıran Türkiye’den bu tür başarıların çıkmaması şaşkınlık verici bir durum olurdu herhalde. Bahsettiğim başarısızlık milyonlarca gencin her işi yapabilecek potansiyelde olup neredeyse hiç bir işi yapamaması. Kendi gözlemim ve değerlendirmelerimle Türk gencinin muasır medeniyetlerin üzerinde bir başarıya neden imza atamadığını maddeleştirmek istedim. Bence başta ben olmak üzere bizim gençlerin başarısızlıklarının sebepleri şöyle;

Eğitim Sistemi

Başarısızlığımızın en büyük sebebinin eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünmekteyim. Maddi durumu ve aile kültürünün eğitimi tamamen etkilediğini düşünenlerdenim. Şimdi bu yazıyı okurken baba tavrıyla “ne demek canım dağda çobanlık yapıp avukat olanlar var” diyebilirsiniz. Bu da bir yaklaşım elbette ama ülkede eksiksiz olduğu iddia edilen eğitimi aldığı halde bir baltaya sap olamayan gençlerin sayısıyla, şartları zorlayıp komşular başta olmak üzere elalemi kıskandıracak başarıya ulaşmışların sayısını orantılayınca elde edilen başarının bireysellikten öteye geçmediğini umarım anlarsınız. Demem o ki ; sabah beslenme çantası güzelce doldurulup cebine harçlığı verilen öğrenci sayısı bu kadar çokken etrafımızın bir halta yaramayan lisans mezunlarıyla dolu olması kitlesel başarısızlığın açık göstergesidir. Demek ki yolunda olmayan bir şeyler var. Eğitim sisteminde bir şeylerin yolunda gitmediğini daha iyi anlamanız için iki konuyu irdeliyorum. Şuan öğrenciler orta okul, lise ve üniversitede ingilizce dersi görüyor fakat ingilizce bilen kişi sayısı %3 lerin üzerine çıkamamış durumda. Eğitim alan öğrencilerin %97 si de aptaldır diyip işin içinden sıyrılmak ta var ama inanın bu gerçeği yansıtmayacak, vicdanı olan her bireyi içten içe sıkıntıya sokacaktır. Okul hayatı boyunca matematik dersi görüldüğü halde matematik konusunda dünya sıralamasına bile girememek te verilebilecek örneklerden biri. Öyleyse öğrencileri başarısız yapan faktörlerden birinin eğitim sistemi olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir çoğunuz ideal eğitim sistemi ne olmalı peki diye sorabilirsiniz. Onu tek başınıza ne siz ne de ben bilebilirim. Çağdaş eğitim sisteminin temini konusunda zamana yayılmış kapsamlı bir politika ile bu sorunun kısmen giderilebileceği kanısındayım. Nihayetinde çok iyi olan diğer ulus öğrencileri de bizler gibi insan ve doğa üstü özel yetenekleri yok.

Ekonomik Durum

Başarısızlığın en büyük sebeplerinden birinin parasızlık olduğuna inananlardanım. Dünyanın en zengin kişilerini sıralamaya koyduğunuzda ilk 20 deki zenginlerin hiç birinin okul okuyarak ya da memur olarak zengin olmadıklarını görürsünüz. Onların bir çoğu ya zengin bir ailenin evlatlarıdır, ya da iyi para kazanabilecek bir iş yeri tarafından yetiştirilmiştir. Biri bir bilgisayar firmasında çalışırken aklına başka bir şeyler yapmak geldiği için araba garajında bir şeyler imal ederken diğeri dünyanın en iyi üniversitesinin verilerini çalarak popüler bir sistem geliştirip zengin oluyor, okulu yarım bırakıp tekrar mezun olduğunda ise ödüllendiriliyor. Ülkemizde ise en büyük holdingleri inceleseniz onların da eğitimle değil ticaret ile en zenginler arasına girdiği görülecektir. Onlar da babadan kalma bir ekonomik serbestinin verdiği cesaretle zenginler listesine giriyor. Şimdi başarı denilen şey para mıdır ? Diye sorabilirsiniz. Sizi bilmem ama bizim komşular ve elalemin çocuklarının annesi ve babasına göre başarı denilen şey paradır. Çünkü para ölüm ve kader dışında her sorunu çözme kabiliyetine sahiptir. Ülkemizin ekonomik durumu gençlere hata yapma serbestisini sunabilecek durumda olmadığı için büyük işler başarılamadığı düşüncesindeyim. Örneğin bir çok girişimcinin aklına müthiş fikirler gelse de bu fikirleri hayata geçirebilecek ekonomik duruma sahip olmamak başarısızlığımızın başat faktörlerinden biri bence.

Aileden Korkak Yetiştirilmek

Ben dahil bir çok gencin aileden korkak yetiştirildiğini düşünüyorum. Sanayideki usta oğluna lan dedi diye oğlunu işten alan, arada yol var aman başına bir iş gelir diye evladını işe göndermeyen, sen o işi batırırsın diye girişilecek işe maddi manevi desteğini vermeyen her aile başarısızlığın altına ıslak imza atmıştır bence. Kaybetmenin burukluğunu genç yaşta yaşamamış bireylerin büyüdüklerinde derin kayıplar karşısında tekrar deneme cesaretini gösteremediğini düşünüyorum. Ne kaybediyorsak bir şeyleri yapmadığımız için kaybediyoruz. Başarılı ülkeleri incelediğinizde çocuklar düştüğünde ailelerinin onları kaldırmaya bile cüret etmediğini göreceksiniz bu düştüğünde kendi kalkan bireyleri yaratmanın ilk adımıdır ve biz bir kaç adım gerideyiz bu konuda.

Geç Kalıp Yetişmeye Çalışmamak

Başarılı işler yapma konusunda bir çok fırsatı kaçırdığımızı, mevcut fırsatları yakalamak içinde bir girişimimizin olmadığını görüyorum. Mesela aile çocuğunu karate kursuna yazdırıyor ama programlama dili eğitimi konusunda hiç hareket yok. Aynı şekilde bir çok öğrenci yaz tatilini evde pinekleyerek geçiriyor ama mesleki eğitim adına bir teşvik yok. Geç kaldığımız trenlerin bir sonraki kalkış saatlerine de yetişmeye çalışmamak sanırım basiret bağlanması gibi bir şey ve biz bunu yıllardır yaşıyoruz.

Kişisel Tembellik

Yukarıda saydığım faktörler birleşince ortaya öyle bir profil çıkıyor ki, sıcak sudan soğuk suya eli gitmesin, taşın altına elini koymasın, gerek psikolojik gerek manevi hiç bir şekilde olumsuz etkilenmesin yesin içsin yatsın ama iş yok desin bir toplum elde ediliyor. Bu bireylerden doğacak çocukların aileden ne görebileceğini düşündüğümde bir darlanma bir sıkıntı sarıyor içimi, biz neydik, sen neydin ki oğlun, kızın ne olsun demeden edemiyor insan. Bireysel tembelliği yenmek için ne yapılır bilmem ama bir şeyler yapılmazsa dünyanın geri kalmış ülkeleri gibi savrulup gideceğimiz apaçık ortada.

Ve Okumamak..

Başarısızlığın önemli sebeplerinden birinin de okumamak olduğunu düşünüyorum. Mesela bu yazıyı bir çok kişi okumayacak. Okumadığı için kişisel eleştirilerimden de haberdar olmayacak, ha okuduğu zaman ne elde edecek derseniz en azından kendisi gibi veya kendisine ters düşünen birilerinin varlığından haberdar olamayacak. Bu durum mevcut sistemin sorunsuz olduğu inancını ortaya koyacak ve hiçbir şey yapılmamaya devam edilecek. Ne diyelim… Belki birileri okur da utanmak zorunda kalırım.