Kızılderililerin Şeref Yasaları

Bir dinin değilse bile bir topluluğun ve kültürün kuralları. Doğa, yırtıcı hayvanlar ve tehlikeli insanlarla mücadelenin ardında şekillenmiş kurallar bütünü. Ata sözleri gibi, destanlar gibi değil de madde madde nasihatler, öğütler. Kişisel gelişim kitaplarında sayfalarca anlatılan öğretilerin özeti, kısa zamanda çok şey öğreten, zamanınızı çalmadan, lafı uzatmadan ve can sıkmadan…

Kızılderililerin kendilerine özgü ahlak kurallarından bir kısmı şöyledir;

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler…
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun…
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Korona Öğretileri

İnsanoğlu doğası gereği ölünceye kadar öğrenmeye açıktır. Bilim insanları beynin oksijensiz kalıp tıbbi anlamda öldüğü ana kadar yeni şeyler öğrenmeye açık olduğunu kanıtlamıştır. Bebekliğimizden yetişkinliğimize kadar geçen sürede yüzlerce deneyim, binlerce tecrübe daha iyi sonuçlar için belleğimizde tutulur. Olumsuz sonuçların ardında aynı durumu yaşamamak için dikkat edilmesi gereken milyonlarca detay beynimizi meşgul eder. Mesela sobaya dokunduğunuzda sobanın elinizi yakacağı sobanın sıcak olduğu bilgisinden daha baskın bir bilgidir çünkü “sıcak soba” dendiğinde sobayı değil daha önce çektiğiniz acıyı hatırlarsınız.

1 Ocak 2020 yakın tarihin alışkın olmadığı bir gündü. Çin’in Wuhan kendinte mutasyon geçirmiş olan Covid-19 virüsü hayvanlardan insanlara geçti. Hızla yayılan virüs insanları ileri zatüre yaparak yatağa düşürüp gizli veya açık kronik rahatsızlığı olan, yaşlı ve sigara kullanan kişileri öldürdü, durum pandemik bir vaka haline geldiğinde Dünya Sağlık Örgütü dahil tüm kurumlar ve hükumetler geç kalmıştı bile. Tüm ülkelere yayılması sadece 2 ay sürdü ve 10 Mart’ta Türkiye’ye giriş yaptı. 11 Mart’ta ilk vaka bilgisi Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edildiğinde ülke için yeni bir yaşam tarzı başladı. Evden çalışma modeline geçebilen hizmet türleri hızla evden çalışmaya geçti. Yerinde yapılması gereken işler kademeli olarak azaltıldı veya tamamen durduruldu. Bu durum hayatın olağan akışını sekteye uğratırken ekonomik sıkıntıları da beraberinde getirdi.

Tam bir belirsizlik havası yaratan Koronavirüs salgını düğünlerin ertelenmesine, fabrikaların durmasına, işletmelerin kepenk çekmesine, sokağa çıkma yasaklarına hatta kargaşaya neden oldu. Bunlar olurken tüm insanlar ne olacak sorusunu sormaya başladı. Ne olacağı ile ilgili en gelişmiş laboratuvaların bile net bilgi veremediği salgın insanlığa her acı olay gibi öğretiler yaymaya başladı. Neydi o öğretiler ?

İş iş yerinde yapılır.

İlk öğreti işin iş yerinde yapılacağı oldu. İş yerindeyken home office çalışmak için can atan binlerce kişi işin gerçek anlamda iş yerinde yapılması gerektiğine ikna oldu.

İşin bir kısmı evden de yapılabilir.

Home office çalışmanın işletmeyi iflasa sürükleyeceğine olan gerici düşünce işin bir kısmının evden rahatlıkla yapılabileceğine inanmaya başladı.

Yüz yüze gelmek ayrıcalıktır

İleri teknoloji, internet kamera sistemleri vs. Hepsi bir yana yüz yüze gelmenin yerini hiç bir şeyin dolduramayacağı anlaşıldı. Aynı ortamı paylaşmanın verdiği güven hissinin network kabloları ve wifi ile taşınamayacağı öğrenildi.

Aile bireylerimizin hepsi çok değerli

Virüsün aile bireylerinin her birine zarar verebileceği gerçeği aile bireylerinin hepsinin değerli olduğunun hissedilmesine vesile oldu. Bu başka türlü öğrenilemeyecek bir bilgidir.

Zaruri hizmetkarlara hürmet şart

Temizlik görevlileri, çöpçüler, belediye işçileri, sağlık çalışanları, devletin ve hükumetin sosyal hizmet veren kurumlarının ne kadar gerekli olduğu anlaşıldı.

Dijitalleşme hayat kurtarır

Geleneksel sistemlerle hayatta kalmaya çalışan işletmeler dijitalleşmenin ne kadar önemli bir kavram olduğunu anladı.

Bir yerlere gidebilmek

Sürekli evde kalmanın verdiği sıkıcılık serbest bir şekilde bir yerlere gidebilmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Limon Kolonyası

Zengin kesimin küçümseyip yerden yere vurduğu kolonyanın gelmiş geçmiş en başarılı dezenfektan olduğu anlaşıldı.

Bu 8 öğreti benim aklıma bir çırpıda gelenler. İnanıyorum ki yüzlercesi var ve her birey kendi için değerli gördüğü şeyin düşündüğünden daha değerli olduğuna kani oldu. Dünya normalleşse bile bu öğretileri asla unutmamayı , hayatın bir saniyesinin bile boşa geçmemesi gerektiğini hatırlayarak yaşamamızı temenni ederim.

Çalışan Küstürme Teknikleri

İşletme ve örgüt yönetimi kitaplarını elinize aldığınızda çalışanın örgüt içindeki konforunu ve yöneticilerin çalışan üzerindeki etkilerini okursunuz. O kitapların bir çoğu çalışanın nasıl küstüğüne odaklanmaz, genelde çalışan motivasyonunu arttırma ve elde tutma çalışmalarından bahseder.

Bence, ilk olarak çalışan nasıl küstürülür ona bakmak lazım. Eğer çalışanın nasıl küstürüldüğünü bilirsek, elde tutma çalışmalarına daha etkin katılabiliriz.

1- Söz verin ama yerine getirmeyin

Performans sisteminizi öyle bir ayarladınız ki tam da milleti birbirine kırdırmalık, bir de hedef koymuşsunuz ki dağları tepeleri aşıp oraya gelen iyi derecede ödül alacak. Çalışanın küsmesini istiyorsanız hedefte vaadedilen ödülü vermezsiniz veya bir kısmını kırparsınız. Böylece çalışan uzunca bir zaman işinize yaramaz. Kaş yapayım derken gözlerini çıkarırsınız.

2 – Mevcut Hak Edişlerini Ellerinden Alın

Uzun zamandır elde ettiği hak edişleri ona çaktırmadan elinden almak ta güzel bir taktik. Mesela önce 6 Aylık primi aylık yatıracağız dersiniz. Her ay yatacağına inanır ama her ay yatan toplam prim 6 aylık tutardan az olursa hedefinize ulaşırsınız. Sonra setkartlara ödeme yapmayı kesip setkartla yapılacak alışverişlerin bir kısmını ücretsiz sunacağınızı söylersiniz, onu da tam sunmazsınız ve tamam. Çalışan bitmiştir.

3 – Gelecek vaadedin ama o gelecek hiç gelmesin

Bu şirkette kariyer kapıları açık, hatta yurt dışı kariyer yapma imkanın bile var gibi ifadeler daha işe başlamadan başvuru sırasında şirket tanıtım yazılarında bile vardır. Bu tür şirketlerin bir çoğu yalan söyler çünkü başlanan pozisyonda en az 5 yıl çalışılması beklenir . Vaat ettiğiniz kariyer basamaklarını terfileri engelleyerek, araya adam sokarak, torpil ve kayırma ile güzel bir şekilde ortadan kaldırabilirsiniz. Çalışan durumun farkında olsa bile konfor alanının bozulmasından ve işsiz kalma korkusundan sesini çıkarmayacaktır. Küser ama küskün de olsa çalışmaya devam eder. Taki başka bir iş veren kendisini daha az aldatma vaadinde bulunana kadar bu durum böyle gider.

4 – İletişim becerileri konusunda eğitimler verip toplantılarda fırçalayın

Kurumsal şirketlerin iki yüzlülüklerinden biri de budur. Etkili iletişim teknikleri adında eğitimler düzenlenir ve diğer firmalara biz etkili iletişim konusunda faaliyette bulunduk mesajı verilir. Şiddetsiz iletişim teknikleri, telefonda etkin iletişim teknikleri, etkili yazılı iletişim teknikleri vs vs. uzar gider böyle ama ilk toplantıda, yapılan ilk hatada, yanlış gönderilmiş ilk mailde sanki daha önce hiç iletişim becerisi eğitimi verilmemiş / alınmamış gibi davranılmaya devam eder. Yanlış giden bir şeyler mi var ? Çek toplantı odasına, hatta yanına bir yönetici daha al ve bas fırçayı bak nasıl güzel küstüreceksin çalışanı. Odadan çıkarken peki efendim cümlesinin iç sesinde nasıl saydıracak sana.

5 – Hata yapmadan öğrenemezsin mesajı verip hata beklemeyin

Büyük şirketler daha büyük şirketleri üstü kapalı taklit etmeye bayılır. Gelişim akademisi eğitmenleri hata yapmanın öğrenmenin ilk adımı olduğunu söyler ama eğitim bitip masanıza geçtiğinizde, yaptığınız ilk hata bağlı yöneticiniz tarafından hoş karşılanmaz. Çalışanı küstürmek mi istiyorsunuz ? Ona böyle olmaz ama… İnsanlardan sürekli cevaplar alamayabilirsin… Neyse olan oldu bir daha olmasın…gibi cümleler kurun eziklensin o kadar eğitim aldığı halde hata yapmasının ne kadar aptalca olduğunu düşünüp işe, hayata küssün.

6 – Sürekli rakiplerden bahsedin

Çalışana kendisine rakip olan çalışanların başarılarından bahsedin ki kendisini aptal yerine koysun, o yapıyor da ben neden yapamıyorum diye yeyip bitirsin kendini. Bir şeyler yapmaya çalışırken düşüğü duygusal boşlukla daha büyük hatalar yapsın, o esnada sıkıştırın onu iyice bocalasın ve daha da büyük hatalar yapsın. Çalışan küstürmek için bundan daha iyi bir yöntem var elbette ama bu da iyi bir taktik.

7 – Zamanının azaldığından bahsedin

Kendisi için zamanın azaldığından ve olumsuz sonuçların kapıda olduğundan bahsedin. Bunları aşikar söylemenize gerek yok, üstü kapalı bir şekilde söyleyebilir, laf arasında ima edebilirsiniz. Emin olabilirsiniz suratınıza boş gözlerle bakar ama sizi sizden daha iyi anlar ve küsmesi için uygun ortamı sağlamış olursunuz.

8 – Bulunduğu konumun kapalı kutu olduğunu hissettirin

Kendisini mail trafiği yaşadığı kontaklar dışında gerçek dünyada kimsenin tanıyamadığını, çevre oluşturma konusundaki tek faaliyetin outlook olduğunu söyleyin. O bilgisayarın başında, o makinenin başında banttan gelen işin kendisi için yalnızlık giderici tek etmen olduğuna onu inandırın. Mesaisi bitip kartı okuttuğunda gerçek dünya ona denizden çıkmış balık hissi uyandırsın. Bu davranış bırakın iş yerini özel hayata bile küsmesine sebep olacaktır hiç şüpheniz olmasın.

9 – Kazandığı paranın hakkını veremediğini ima edin

Bir çok şirkette yöneticiler sanki maaşı babalarının hesabından yatırıyormuş gibi çalışanın aldığı paraya takar. Yaptığı işin aldığı parayı hak etmediğini söylemek çalışana sen aptal, tembel birisin, bana kalsa maaşını kırparım ama elden gelen bir şey yok demenin kısa yoludur. Bu ifade çalışanda zaten maaşıma dokunamaz ben neden yırtınıyorum ki düşüncesini yaratacaktır. Çalışan küstürmek içim mükemmel taktiklerden biridir.

10 – Bulunduğu konum sayesinde çok şanslı olduğunu söyleyin

Çalışana, çok şanslısın hiç ağlaşma, burada bulunmak büyük şans gibi ifadeler kullanmak iş yerini yüceltip çalışana aslında bir halta yaramazsın da şansın yaver gitmiş buradasın kıymetini bil demektir. Bu ifade çalışanın kafasında yeni hedefler aramak için yeterli olacaktır. Küskün, kızgın ve duygusal anlamda dağılmış çalışan kendi çabalarıyla elde edilen bir başarıya hasretse ilk fırsatta sizden boşanacaktır.

Ha bir de son vuruş var. Yukarıdaki maddelerin hepsini veya bir kısmını yaparak çalışanı küstürmeyi başardınız ve artık dayanamayıp istifayı verdi. Çıkış işlemlerinde soğuk atıp kapıdan tek başına çıkmasını sağlayın. Bir daha bırakın o işletmeye gelmeyi önünden bile geçmek istemeyecektir.

Yönetilerek Yönetmek

Şirketler, patronlar, yatırımcılar ve mal sahipleri varlıklarını korumak ve arttırmak için yöneticiler arar. Onların istediği, varlıklarını devam ettirmek veya arttırmaktır ve yönetme şekline pek takılmazlar. Veriler istikrarlı veya yükselişle geldiği sürece sorun olmaz. Tablolar olumsuz verilerle dolmaya başladığında iyi yönetici rolünüz bir halta yaramaz değersiz bir title den başka bir şey değildir.

Yöneticiler başlarına gelecekleri bildikleri için şirketlerinin, mal sahiplerinin ve yatırımcılarının isteklerini kendi altındaki insanlara empoze etmekle görevlidir. Başlarına gelecek kötü kaderin aynı zamanda astlarının da başına geleceğini de iyi bilen yöneticilerin tek derdi insanları yönetmek olduğunda olumsuz sonuçlarla karşılaşıldığında sorumluluk tek başına yöneticiye ait olacaktır.

Göçebe hayattaki çadır yaşantısında bile Han, Oba’sını yönetirken Toy adında meclislerle istişare kapısını aralamış ve yönetimi Oba Beyleriyle paylaşmıştır. Yönetimi farklı insanlarla paylaşarak yönetilmeye de imkan tanıyan Han, gelecekte yaşanabilecek olumsuz sonuçlarda tek başına hedef olmaktan kaçınmıştır.

Bugün büyük şirketlerde ciddi makamlarda bulunan yöneticiler incelendiğinde yönetimi astlarıyla paylaşan yöneticilerin şirket ve çalışanlarına daha faydalı olduğu, tercih edilen yöneticilerin arasına girdikleri görülecektir. Her şey en iyi ben veya yönetim kadrosu olarak biz biliriz anlayışının yanlış olduğunu anlamayan şirketler çalışanından yöneticisine kadar neyi neden yaptıklarını bilen çalışma gruplarının karşısında er yada geç kaybedeceklerdir.

Yönetirken yönetilmeye müsade etmek, alınacak kararlara astların da etki edebilmesine izin vermektir. Bu izni kullanmayan, kendisinin en doğru kararı verdiğini zanneden yöneticiler, gerçek verilerle izleyemediği departmanlar tarafından aldatılmaya, kendisine raporlayan astları tarafından eleştirilmeye mahkum olurlar. Türlü şekillerle üzerlerinde hissedecekleri baskı, daha büyük hatalar yapmaya, daha yıkıcı olmaya ve dönülmesi zor yollara sapmaya sebep olacaktır. İflas eden şirketler incelendiğinde, yanlış verilen bir karardan inatla vazgeçilmediği, toparlamak için yapılan yatırımların iflası getirdiği görülecektir.

Yönetmenin, yapılan en basit işten, en önemli işe kadar tüm paydaşlarla etki alanlarına göre paylaşılmamasının verdiği zararı sayılarla göstermek mümkün değilse de batmış tarih sayfalarına karışmış şirketlerle göstermek mümkündür.

İş Görüşmesinde Nelere Dikkat Edilmelidir ?

İş aradınız veya iş sizi arayıp buldu. Artık sıra karşılıklı görüşme ve karar verme aşamasına geldi. Müracaat etme ön görüşme derken mülakat günü geldi çattı. Önceden deneyimli olanlar için pek heyecan verici olmayabilir fakat askerden gelen, okulu yeni biten, ev hanımı olup çalışmaya karar verenler için heyecan verici bir süreçtir. Hangi durumda olursa olsun iş görüşmeleri önemlidir. Çünkü görüşmenin sonunda yaşam şekliniz ve yaşam kaliteniz olumdu veya olumsuz yönde etkilenir.

Bu yazıda iş görüşmelerinin olumlu sonuçlanması için dikkat edilmesi gerekenler konusunda deneyim ve yorumlarımdan bahsedeceğim;

Gerçekten Çalışmak İstiyor musun ?

Gerçekten çalışmak istiyor musunuz ? Kararsız, olsa da olur olmasa da olur duygusu kaybettirir. Görüşmede “alırsanız olur almazsanız da fark etmez” gibi bir ifade kullanırsanız “ben burada çalışmak istiyorum” diyen kişi iş sahibi olur siz beklersiniz. İş veren kendisiyle çalışmak konusunda tutku sahibi adayları sever.

Doğru Pozisyona Başvurmak

Sırf işsiz kalmamak için hayatında hiç yapmadığı, yapmamakla birlikte en ufak bilgiye sahip olmadığı pozisyona başvuran adayların görüşme süreleri gerçekten kısa sürer. İş veren geçmiş deneyimleri ve sorular sorulduğunda deneyimlerden yola çıkan akılcı cevapları sever. Eğer “hızlı öğrenirim” derseniz. “Ben daha önce yaptım” diyen aday iş sahibi olur siz beklersiniz.

Önce Parayı Konuşmak

İşin türüne göre değişen bir durum olmakla birlikte bir çok görüşmede maddi konular hoş karşılanmaz. İş görüşmesinden sonra, kabul edilirseniz teklifi reddetme hakkına sahipsiniz. İş görüşmede “kaç para vereceksiniz” diye sorarsanız. Sadece iş konuşanlar iş sahibi olur siz beklersiniz.

Son İş Yerinden Çıkış Sebepleri

Görüşme esnasında İK uzmanı veya işveren size son çalıştığınız yerden neden çıktığınızı sorabilir. Bu soruya “patronla tartıştım” cevabını verenlerin bir çoğu sizi geri arayacağız dendiği halde aranmamıştır. İflas, ücretin ödenmemesi, küçülmeye gitme gibi durumlar söylenebilir fakat son çalışma deneyiminin nasıl sonlandığı hakkında bilgi vermek zorunda değilsiniz. İş veren çok merak ederse başvuru formunda referans olarak belirttiğiniz kişileri arayıp hakkınızda bilgi sahibi olabilir. İşverenler çıkarılan, tartışmalı ayrılan, muhakeme süreci devam eden, siyasi olaylara bulaşan adayları pek sevmez.

Sendikalar STK’lar Siyasi Partiler

İş görüşmesinde siyasi faaliyetler, STK lar ve çalışma grupları risktir. Mümkünse görüşmeden önce siyasi parti üyeliğiniz varsa kaldırın, STK’lar için global olması önemlidir. Başvurduğunuz iş yeri, üyesi olduğunuz STK ile barışık olmayabilir, içinde bulunduğunuz siyasi oluşum şirketinizin siyasi eğilimi ile uyuşmayabilir. Görüşme sırasında siyasi ifadeler kullanmamaya, STK üyeliğiniz varsa bahsetmemeye özen göstermelisiniz. Daha önceki çalışma döneminde sendikal faaliyette bulunmuş olabilirsiniz, başvurduğunuz iş yeri sendika kabul etmeyebilir veya çalıştıkları sendika, daha önce sizin üye olduğunuz sendika ile ters olabilir. Bu sebeple sendika, siyasi parti, STK ve çalışma grupları konusunun açılmamasına açılırsa da cevap vermemeye dikkat edin. Aklınızdan çıkarmayın “hükumet rekabetten hoşlanmaz”

Eş Dost Akraba

Başvurduğunuz iş yerinde, başvuru pozisyonunda veya aynı departmanda bulunan akraba bilgisi iş görüşmesinde söylenmelidir. İş görüşmesinde akrabalık bağının belirtilmemesi etik karşılanmayacaktır. İK uzmanı akrabalığı soy adınızdan tespit ederse ne ala fakat edememişse siz belirtmelisiniz. Samimi tavrınız farklı pozisyonda veya departmanda işe alınmanızı sağlayabilir.

Ne Zaman Başlarsın ?

Mülakatta karşılaşılacak sorulardan biri de ne zaman başlarsın ? İşe başlangıç tarihini uzun tutarsanız vazgeçilme ihtimalini ortaya çıkarmış olursunuz. Bu soruya verilecek en iyi cevap “ne zaman müsait ise o zaman başlayabilirim” olacaktır.

Kılık Kıyafet

Bir çok makalede en başta tutulan bu konuyu bilerek en sonda tuttum çünkü özel şirketlerde kılık kıyafet devlet dairelerindeki kadar önemli değildir. Dikkat etmeniz gereken tek şey temiz olmaktır. Sakalınız varsa düzenlemeni saçlarınız uzunsa taramanız yeterli olacaktır. Parlak dişler, bakımlı bir cilt, temiz elbiselerle işverenin yeni temsilcisi olmak için uygun aday olduğunuzu göstermelisiniz.

Ses Tonu ve Üslup

İş görüşmelerinde İK uzmanları, komisyon veya patronun dikkat edeceği noktalardan biri de ses tonu ile üsluptur. Gayrisamimi, yüksek veya kısık sesle, anlaşılması zor ifadeler ve birbirinden kopuk hikayelerin anlatıldığı görüşmeler çoğunlukla olumsuz geçer. Canlı ses tonu, anlaşılır ve kısa ifadeler, kurum kültürüne yakışır bir üslup görüşmenin olumlu geçmesi için olmazsa olmazlardandır.

Özgüven

Elbette “ben buraya müdür olmaya geldim” gibi iddialı bir çıkış yapmamalısınız fakat özgüveninizin yerinde olduğunu göstermelisiniz. Bir çok görüşmede “burada işe başlasan gelecekte kendini nasıl bir pozisyonda görürsün, bugünden yorumun ne olurdu” gibi sorular yöneltilir. Bu tür sorulara verilecek en iyi cevap “çalışma süresine göre elde edilebilecek en iyi pozisyona sahip olurum” olur. Yuvarlak ifadelerle her şeyi başarabilecek inancı yansıtmak işverenin size olan güvenini arttıracaktır.

Bildikleriniz ve bilmedikleriniz

İş görüşmelerinde geçmiş deneyimleriniz İK nın dikkatini çeker. Geçmiş deneyimler, kişisel gelişim faaliyetleriniz ve iş verenin işine yarayacak ama bildiğiniz her şeyi anlatın. Gerçek anlamda bilmediğiniz, kulaktan dolma bilgiler hakkında ise pek yorum yapmayın, illa üzerinde duruluyorsa konu hakkındaki bilgi düzeyinizi mütevazi bir şekilde belirtin. Göbekten sallamak İK uzmanlarının genelde kolay yakaladığı bir konudur.

İşveren Hakkında Bilgi Sahibi Olun

Gireceğiniz iş yeri hakkında önceden detaylı bir araştırma yapın, hangi alanlarda faaliyet gösterildiği, kaç lokasyon olduğu, ortalama kaç kişi çalıştığı ve o alandaki rakiplerine nazaran nasıl göründüğü hakkında bilginiz olsun. Mülakat sırasında işletmeyi tanıdığınızı ve araştırdığınızı belli eden kısa bir cümle kurmak İK uzmanlarının hoşuna gidecektir.

Soru Sormak

İş görüşmelerinde tüm soruları İK uzmanlarının size sormasına izin vermeyin. Arada siz de soru sorun, İK uzmanı sorunuzu yanıtlarken gözlerinin içine bakın ve kafa hareketleriyle kendisini pürdikkat dinlediğinizi ona belli edin. Bu diyalog gerçekleşirken yapıcı yaklaşımlar ve gülümseme gidişatı olumlu etkileyecektir.

Tuhaf Mülakat Soruları ;

Kim Bu Kemalistler !

Geçtiğimiz gün tarihçi Sinan Meydan çok güzel bir paylaşımda bulundu. İsim vermeyeceğim şu aralar çok fazla televizyona çıkan bir akademisyen tartışma esnasında Kemalistleri Türkçe Ezan getirerek dini yok etmekle suçladı. Çok önemli bir şahsiyetmiş gibi hemen Kemalizm nedir? İyi bir şey midir ? Kemalistler kimdir ? Amaçları nelerdir ? Televizyonlarda tartışılmaya başlandı.

Sinan Meydan’da bu tartışmaların arasında bir paylaşımda bulunarak Milliyetçi Türk gençlerinin duygularına tercüman oldu. Meydan paylaşımında ” Atatürk,Cumhuriyet düşmanlığı gittikçe daha da marjinalleşiyor.Aklı başında, gerçekten bilgili,onurlu,dürüst,yurtsever saygın bir Atatürk,Cumhuriyet düşmanı bulamazsınız;araştırınca bunların ya deli,ya cahil,ya sahtekar,ya ahlaksız,ya görevli ya da hain olduklarını göreceksiniz. ” ifadelerine yer verdi.

Bu olaylar olurken televizyon başında “neler oluyor, tv deki bu adam Kemalizm’e nasıl oluyor da bu kadar rahat din düşması diyebiliyor? Bu ifadelerin toplumu kutuplaştırılacağı bilindiği halde kim buna neden müsade ediyor” diye geçirdim. Sonra içimden tekrar inandığım Kemalizm nedir ? Kemalistler kimlerdir? Neler yapmışlardır ? Neden Kemalistlerdir ? diye sorular sordum ve bildiğim sorulara bildiğim kadar cevaplar verdim.

Kemalizm Nedir ?

Kemalizm Osmanlı Devleti Emperyalist güçler tarafından işgal edildiğinde milli mücadeleyi örgütleyip düşmanı Türkiye topraklarından kovan ordunun komutanı olan Mustafa Kemal’in düşünce yapısını örnek alarak oluşan bir düşünsel güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin sekülerizm ve Türk milliyetçiliği üzerine temellenmiş kurucu ideolojisidir. Atatürkçü ideolojinin temellerini, Atatürk’ün düşünce ve uygulamalarıyla ortaya koyduğu amaçlar, ilkeler ve gerçekleştirdiği inkılaplar oluşturur.

Kemalistler Kimlerdir ?

Emperyalist güçler başta olmak üzere iç ve dış tüm düşmanlara karşı her alanda Türk Devletini koruyan ve tarihi değerlerine sahip çıkanlar Kemalistlerdir.

Kemalistler Neler Yapmışlardır ?

Hak din İslamın’da emrettiği gibi hakkı batıldan ayıran, insanlara bilmediğini öğreten ve aydınlatan ilke ve inklaplarla Türk ulusunu canlandırmıştır. Muasır medeniyetlerin üzerine çıkma hedefi koyan bir lideri örnek almış ve dünyaya örnek millet olmayı ilke edinmiştir.

Neden Kemalisttirler ?

Çünkü totaliter sistemlerin özgürlüğü yok edeceği ilkesel olarak kanıtlanmıştır. Ulus devlet olmanın önemi kanla yazılmış ve dünyaya kanıtlanmıştır. Bir soyun değil demoratik bir ülkenin bireyi olmanın tadına varılmıştır.

TED Gibi Konuş

Carmine Gallo’nun TED Gibi Konuş adlı kitabını okurken bir şey dikkatimi çekti. Kitap, TED Gibi konuşanların özelliklerini bir araya getiriyor ve topluluk önünde başarılı konuşma yapmak için daha önceki başarılı TED konuşmacıları örnek gösteriliyor. Bill Gates gibi ünlülerin ilk konuşmalarındaki durumlarından bahsedilerek nereden nereye geldiklerine vurgu yapılıyor.

Dokuz maddede topluluk karşısında etkili konuşmanın anlatıldığı kitabı okumaktan pişman değilim fakat kitabın bazı yerlerinde “sanki TED Reklamı” gibi gelmedi değil. Öyle bile olsa yararlı bilgilerin bulunduğu kitabı zamanı olanların okumasını tavsiye ederim. Ben kitabı okurken önemli gördüğüm uyarıları not aldım ve bir liste oluşturdum. Kitabı hiç okumayan kişilerin liste halinde belirtilen uyarıları hayata geçirmeleri kitaptan elde edilecek etkinin sanırım %60 ına denk gelecektir.

Carmine Gallo’nun topluluk önünde başarlı konuşmalar yapabilmek için dikkat etmemizi istediği konular özetle şöyle ;

  • Tutkulu olun
  • Kendinizi şenlendirin
  • Hikayeleştirerek anlatın
  • Söyleyeceklerinize önce kendiniz inanın
  • Prova yapın, vakit ayırın
  • Kendinizi kameraya çekip izleyin
  • Dik durun
  • Güç bölgesini kullanın (Bel ve göz üstü hizasını kapsayan çember alan)
  • Konuşma hızını (ortalama dk 180 kelime), tonlama ve ses perdesini iyi kullanın
  • Jest, mimik ve el hareketlerini etkin kullanın ama abartmayın.
  • Yeni şeyler söyleyin
  • Bilinen bir şeyi farklı ve keşfedilmemiş yöntemlerle söyleyin.
  • Herkesin (özellikle dinleyici kitlesi özelinde) anlayacağı dilden konuşun.
  • Şaşırtıcı şeyler söylerek beynin dopamin salgılamasını sağlayıp o ana kanca atın .
  • Konuşmaya başlamadan önce (tranbolin zıplamak abartlılı olur) hoplayıp zıplayın,kollarınızı gerin
  • Sesinizi açmak için kontrollü bir biçimde bağırın (Yüksek sesle şarkı söylemek olabilir)
  • Akılda kalıcı başlıklar atın
  • Kişisel hikayeler merak uyandırır. Kişisel hikayer anlatın
  • Heyecan verici bir son belirleyin
  • Ağızları açık bırakacak bir an yaratın
  • Neşelenin, kendinizi ve konunuzu çok ciddiye almayın ve mizah katın
  • Mizah yaparken siz komik olmaya çalışmayın, fıkra anlatmaktan kaçın.
  • Neyin işe yaradığını hatırlayın !
  • Komedi yapmak için komik olandan alıntı yapın (beyin mizahı sever)
  • Mizah için video kullanın, kısa saçma ama komik olsun.
  • Anlatamadığınızın resmini gösterin.
  • Anlatımınızı 3 kuralına uygun tutun. Birleştirilmiş blog anlatımlar can sıkar ve akılda kalmaz kısa ara molaları olan 3 parça anlatımınızı akılda kalıcı kılar
  • Özgün olun , özgünlük size serbestlik sağlar
  • Ayrıntılardan uzaklaşın, detaylara boğulmayın. “Basit bir şekilde anlatamıyorsanız siz de anlamamışsınızdır” Einstein
  • Twitter gibi 140 karaktere sığacak bir başlık ve altına 3 kuralına uygun başlıklar atın.
  • 7 artı 2 veya eksi 2 kuralına uyun. Bu kural konuşma da 18 dk’ya tekabül eder. Uzun konuşmalar akılda kalmaz.
  • 5 Duyu organına hitap edin.
  • Fiziksel örnekler gösterin
  • Cesaretli olun , korkmayın , şeridinizde kalın çünkü sahtekarlar çoğu zaman saptanır
  • İçeriğinizi arkadaşlarınıza sunun kontrol etsinler.

Başarısız Gençlik

Başarısızlık derken uluslar arası spor ödülü alan sporcularımız, Nobel ile ödüllendirilen bilim insanlarımız, defalarca dünya şampiyonu olan motosiklet yarışmacımız ve buna benzer başarılarla bizi gururlandıran tüm yurttaşlarımızdan bahsetmiyorum elbette. Avrupa ve Asya’nın köprüsü olup bin yıllık birikimi barındıran Türkiye’den bu tür başarıların çıkmaması şaşkınlık verici bir durum olurdu herhalde. Bahsettiğim başarısızlık milyonlarca gencin her işi yapabilecek potansiyelde olup neredeyse hiç bir işi yapamaması. Kendi gözlemim ve değerlendirmelerimle Türk gencinin muasır medeniyetlerin üzerinde bir başarıya neden imza atamadığını maddeleştirmek istedim. Bence başta ben olmak üzere bizim gençlerin başarısızlıklarının sebepleri şöyle;

Eğitim Sistemi

Başarısızlığımızın en büyük sebebinin eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünmekteyim. Maddi durumu ve aile kültürünün eğitimi tamamen etkilediğini düşünenlerdenim. Şimdi bu yazıyı okurken baba tavrıyla “ne demek canım dağda çobanlık yapıp avukat olanlar var” diyebilirsiniz. Bu da bir yaklaşım elbette ama ülkede eksiksiz olduğu iddia edilen eğitimi aldığı halde bir baltaya sap olamayan gençlerin sayısıyla, şartları zorlayıp komşular başta olmak üzere elalemi kıskandıracak başarıya ulaşmışların sayısını orantılayınca elde edilen başarının bireysellikten öteye geçmediğini umarım anlarsınız. Demem o ki ; sabah beslenme çantası güzelce doldurulup cebine harçlığı verilen öğrenci sayısı bu kadar çokken etrafımızın bir halta yaramayan lisans mezunlarıyla dolu olması kitlesel başarısızlığın açık göstergesidir. Demek ki yolunda olmayan bir şeyler var. Eğitim sisteminde bir şeylerin yolunda gitmediğini daha iyi anlamanız için iki konuyu irdeliyorum. Şuan öğrenciler orta okul, lise ve üniversitede ingilizce dersi görüyor fakat ingilizce bilen kişi sayısı %3 lerin üzerine çıkamamış durumda. Eğitim alan öğrencilerin %97 si de aptaldır diyip işin içinden sıyrılmak ta var ama inanın bu gerçeği yansıtmayacak, vicdanı olan her bireyi içten içe sıkıntıya sokacaktır. Okul hayatı boyunca matematik dersi görüldüğü halde matematik konusunda dünya sıralamasına bile girememek te verilebilecek örneklerden biri. Öyleyse öğrencileri başarısız yapan faktörlerden birinin eğitim sistemi olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir çoğunuz ideal eğitim sistemi ne olmalı peki diye sorabilirsiniz. Onu tek başınıza ne siz ne de ben bilebilirim. Çağdaş eğitim sisteminin temini konusunda zamana yayılmış kapsamlı bir politika ile bu sorunun kısmen giderilebileceği kanısındayım. Nihayetinde çok iyi olan diğer ulus öğrencileri de bizler gibi insan ve doğa üstü özel yetenekleri yok.

Ekonomik Durum

Başarısızlığın en büyük sebeplerinden birinin parasızlık olduğuna inananlardanım. Dünyanın en zengin kişilerini sıralamaya koyduğunuzda ilk 20 deki zenginlerin hiç birinin okul okuyarak ya da memur olarak zengin olmadıklarını görürsünüz. Onların bir çoğu ya zengin bir ailenin evlatlarıdır, ya da iyi para kazanabilecek bir iş yeri tarafından yetiştirilmiştir. Biri bir bilgisayar firmasında çalışırken aklına başka bir şeyler yapmak geldiği için araba garajında bir şeyler imal ederken diğeri dünyanın en iyi üniversitesinin verilerini çalarak popüler bir sistem geliştirip zengin oluyor, okulu yarım bırakıp tekrar mezun olduğunda ise ödüllendiriliyor. Ülkemizde ise en büyük holdingleri inceleseniz onların da eğitimle değil ticaret ile en zenginler arasına girdiği görülecektir. Onlar da babadan kalma bir ekonomik serbestinin verdiği cesaretle zenginler listesine giriyor. Şimdi başarı denilen şey para mıdır ? Diye sorabilirsiniz. Sizi bilmem ama bizim komşular ve elalemin çocuklarının annesi ve babasına göre başarı denilen şey paradır. Çünkü para ölüm ve kader dışında her sorunu çözme kabiliyetine sahiptir. Ülkemizin ekonomik durumu gençlere hata yapma serbestisini sunabilecek durumda olmadığı için büyük işler başarılamadığı düşüncesindeyim. Örneğin bir çok girişimcinin aklına müthiş fikirler gelse de bu fikirleri hayata geçirebilecek ekonomik duruma sahip olmamak başarısızlığımızın başat faktörlerinden biri bence.

Aileden Korkak Yetiştirilmek

Ben dahil bir çok gencin aileden korkak yetiştirildiğini düşünüyorum. Sanayideki usta oğluna lan dedi diye oğlunu işten alan, arada yol var aman başına bir iş gelir diye evladını işe göndermeyen, sen o işi batırırsın diye girişilecek işe maddi manevi desteğini vermeyen her aile başarısızlığın altına ıslak imza atmıştır bence. Kaybetmenin burukluğunu genç yaşta yaşamamış bireylerin büyüdüklerinde derin kayıplar karşısında tekrar deneme cesaretini gösteremediğini düşünüyorum. Ne kaybediyorsak bir şeyleri yapmadığımız için kaybediyoruz. Başarılı ülkeleri incelediğinizde çocuklar düştüğünde ailelerinin onları kaldırmaya bile cüret etmediğini göreceksiniz bu düştüğünde kendi kalkan bireyleri yaratmanın ilk adımıdır ve biz bir kaç adım gerideyiz bu konuda.

Geç Kalıp Yetişmeye Çalışmamak

Başarılı işler yapma konusunda bir çok fırsatı kaçırdığımızı, mevcut fırsatları yakalamak içinde bir girişimimizin olmadığını görüyorum. Mesela aile çocuğunu karate kursuna yazdırıyor ama programlama dili eğitimi konusunda hiç hareket yok. Aynı şekilde bir çok öğrenci yaz tatilini evde pinekleyerek geçiriyor ama mesleki eğitim adına bir teşvik yok. Geç kaldığımız trenlerin bir sonraki kalkış saatlerine de yetişmeye çalışmamak sanırım basiret bağlanması gibi bir şey ve biz bunu yıllardır yaşıyoruz.

Kişisel Tembellik

Yukarıda saydığım faktörler birleşince ortaya öyle bir profil çıkıyor ki, sıcak sudan soğuk suya eli gitmesin, taşın altına elini koymasın, gerek psikolojik gerek manevi hiç bir şekilde olumsuz etkilenmesin yesin içsin yatsın ama iş yok desin bir toplum elde ediliyor. Bu bireylerden doğacak çocukların aileden ne görebileceğini düşündüğümde bir darlanma bir sıkıntı sarıyor içimi, biz neydik, sen neydin ki oğlun, kızın ne olsun demeden edemiyor insan. Bireysel tembelliği yenmek için ne yapılır bilmem ama bir şeyler yapılmazsa dünyanın geri kalmış ülkeleri gibi savrulup gideceğimiz apaçık ortada.

Ve Okumamak..

Başarısızlığın önemli sebeplerinden birinin de okumamak olduğunu düşünüyorum. Mesela bu yazıyı bir çok kişi okumayacak. Okumadığı için kişisel eleştirilerimden de haberdar olmayacak, ha okuduğu zaman ne elde edecek derseniz en azından kendisi gibi veya kendisine ters düşünen birilerinin varlığından haberdar olamayacak. Bu durum mevcut sistemin sorunsuz olduğu inancını ortaya koyacak ve hiçbir şey yapılmamaya devam edilecek. Ne diyelim… Belki birileri okur da utanmak zorunda kalırım.

İkili İlişkilerde Murphy

Murphy Kanunları, Amerikalı mühendis Edward A. Murphy, jr. tarafından, başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir

Bunu neden tarif ettim ?

Çünkü ikili ilişkilerin tamamında bu karmaşık başarısızlıklar dizisi faaldir, yani Murphy özdeyişleri önce ikili ilişkileri incelemelidir.

Örneğin akışına bıraktığınız bir dostluk yılları devirebilir fakat “bu onu üzer” dediğiniz an tartışmalar başlar. Ya da sevdiğinizi göstermediğiniz bir ilişki sorunsuz giderken “ben seni çok seviyorum” dediğiniz bir ilişki hava kaçırmaya başlar.

Sebebi nedir ?

Olumsuzlukların oluşması için gerekli şartları sağlamaya başlamışsınızdır. Çünkü olumsuzluklar iki ihtimalle ortaya çıkar. Birincisinde yanlış seçeneği (tavır,hareket) yapma opsiyonu vardır ve tercih yanlıştan yana kullanılmıştır. İkincisinde ise başka yolu yoktur ve o yol olumsuzluğun ta kendisidir. İlk durumda tercihleriniz ikinci durumda ise imkanlarınız söz konusudur. Tercihlerle yaptığınız hatalar canınızı sıkarken imkanlarınızla yaptığınız hataları kabullenirsiniz.

Kabulleneceğiniz hataları yapmak için mevcut durumu tercihlerle zenginleştirmeyin ki üzülmeyesiniz.

Örnek Murpy Özdeyişleri;

  • Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  • Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  • Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir…
  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Dünyadaki nüfus sürekli artar ama toplam zeka sabit kalır.
  • Herhangi birşeyin olma olasılığı, arzu edilirliğiyle ters orantılıdır.
  • Mümkün olan en kötü koşullar, er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.
  • İşler iyiye gitmedin önce kötüye gider… İşlerin iyiye gidebileceğini kim söyledi?
  • Herhangi bir seyin olma olasiligi, arzu edilirligiyle ters orantilidir.
  • İyi başlayan herşey kötü biter. Kötü başlayan herşey daha da kötü biter.
  • Eğer bir deney başarılı olmuşsa, ters giden birşeyler var demektir.
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Her sağlıklı erkeğin zengin olmak için asla işlemeyecek gizli bir planı vardır.
  • Bankadan bir kredi almak için önce o paraya ihtiyacınız olmadığını ispat etmeniz gerekir.
  • Faturalar elinize alacaklarınızdan iki kat hızlı ulaşır.
  • İki tür insan vardır: İnsanları iki türe ayıranlar ve ayırmayanlar.
  • Tıkanık trafikte diğer şerit her zaman daha hızlı akar.
  • Hayatta güzel olan herşey ya illegal, ya ayıp, ya da şişmanlatıcıdır.
  • Yere düşen herşey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
  • Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
  • Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
  • Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
  • Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
  • Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
  • Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
  • Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
  • Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
  • Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
  • Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
  • Bir şeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda, bir yerden bir şekilde size gelir.
  • İşler yolunda gittiği zaman mutlaka bir terslik vardır.
  • Aradığınız şeyi baktığınız en son yerde bulursunuz. (Aranılan bir şey birkaç yere bakılarak bulunur ve bulma eylemi zaten en son bakılan yerde gerçekleşir.)
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Bir teklifin gerçek olması güvenilir olmasını gerektirmediği gibi, güvenilir bir teklifin de gerçek olması gerekmez.
  • Telefon çalmasını beklediğin süreler boyunca çalmayacak, ancak başından ayrılıp başka bir işle meşgul olduğun anda çalıp seni bölecektir.
  • Siz sınavlara istediğiniz kadar çalışın, sonunda her zaman çalışmadığınız bir yerden çıkacaktır!
  • Ne zaman sınavlara çalışacak olsanız uykunuz gelir, sınavdan sonra uykunuz açılır.
  • Dakikalarca beklediğin otobüs sen tam sigara yaktığında gelecektir.
  • Sigara dumanı her zaman sigara içmeyen kişiye doğru gelir.
  • Barda sana yanaşan kız barın en çirkin kızıdır.
  • Ne zaman kürdanı elinden atsan, dişinin arasında bir şeylerin kaldığını farkedersin.
  • Senin beklediğin ATM sırası herzaman yavaş ilerler.
  • Ne zaman merdivenleri çıkmaya başladığında aklına çisinin geldiğini farkedersin
  • Sakınılan göze çöp batar.
  • İnsanlar birbirini hak eder.
  • Ekmek tereyağlı yüzü ile düşer.
  • Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
  • Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
  • Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
  • İyilik cezasız kalmaz.
  • Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
  • Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
  • Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
  • Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
  • Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
  • Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
  • Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
  • Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
  • Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
  • Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
  • Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
  • Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
  • Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
  • Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
  • Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
  • Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
  • Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
  • Yarının işini asla bugün yapma.
  • Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
  • Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
  • Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
  • Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
  • Anlamıyorsanız çok açıktır.
  • Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
  • “Yaşam” siz başka planlar yaparken olan şeydir.
  • Murphy’nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
  • Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
  • Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
  • İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
  • Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
  • Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
  • Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
  • Tüm genellemeler yanlıştır.
  • Gizli hata gizli kalmaz.
  • Duruma göre!
  • Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
  • Asla, asla deme!
  • Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
  • Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
  • Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
  • Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
  • Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
  • Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var.
  • Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
  • Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
  • Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
  • Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
  • Bağışla ama unutma.
  • Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
  • Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
  • İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
  • Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
  • Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
  • Tüm garantiler ve para iadesi taahutleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
  • Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
  • Anlattığın birşeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.

Geçmişle Mücadele Yolları

Gelecek, sonuçları olumsuz bile olsa heyecan vericidir. Geçmiş ise sonuçları iyi de olsa kötü de olsa çoğu zaman acı verir. Geçmişe geri dönememenin verdiği pişmanlık duygusu kaybedilenle doğru orantılı olarak artar. Kaybını yaşadığınız şey ne kadar büyükse geçmişle mücadele o derece çetin geçer. Pek çok insan geçmişte yaşadığı iyi veya kötü anıların kahramanları ile yollarını ayırabilir. Ayrılık sebebi farklı şekillerde olabilir, bunlar sevgiliyken ayrılmak, yakın akraba iken vefat, karı koca iken boşanma gibi farklı şekillerde hayatımızı etkileyebilir. Bu durumlardan herhangi biri ile karşı karşıya kaldığımızda hayatın bir boşluktan ibaret olduğunu düşündüğümüz bir dönem yaşanır.

O dönem gerçekten de yemeden içmeden kesilme, depresyona girme, asosyal olma tehlikelerinin en yakın olduğu dönemlerdir. Kişi o dönemde kişisel tedbirlerini doğru almazsa hayatını uzun yıllar olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşabilir.

Geçmişle mücadele etmek için ne yapılmalıdır?

Geçmişin şu anı etkisi altına almaması için geçmişin artık geri dönülmesi imkansız bir seyahat noktası olduğunu akıldan çıkarmamak lazımdır. Bu düşünce gelecekte alacağınız kararların daha gerçekçi olmasına katkıda bulunur. Geçmişin kendinden söz ettirememesi için de bir kaç nokta dikkatle değerlendirilmelidir.

Geçmişin belini kırmak

Geçmiş günler kendinden öyle durup dururken söz ettirmez. Kişi kendi kendine geçmişi arar ve kendisine zarar vermesini sağlar. Alkol gibi, uyuşturucu gibi bir bağımlılığın sürekli kötüye doğru çağırması geçmişin kişi üzerindeki etkisi için de geçerlidir. Bu durumun önüne geçmek için önce mücadelede kararlılığın kişi tarafından kabul edilmesi gerekir. Yani artık kesin bir karar vererek geçmişle bağlar kesilmeli beli kırılmalıdır.

Geçmişle bağları koparmak için bir kaç basit metod kullanılabilir. Kişi kendine geçmişi hatırlatan herşeyi gözünün önünden kaldırmalıdır. Yakın çevresine hatırlamak istemediği anı hakkında bir şeyler duymak istemediğini uygun bir dille söylemesi durumu kolaylaştırır. Mesela bir dönem geçmişi anımsatacak coğrafyalardan uzak durmak geleceği şekillendirmenin en önemli adımlarından biridir.

Geçmişi unutmanın en önemli yöntemlerinden biri de olanı biteni kaderci bir zihniyetle kabul etmektir. Olan olmuştur ve aslında olması gereken olmuştur. Sonuçlar ne kadar kötü görünse de bir çıkar yol mutlaka vardır. Keza Allah kuranda “her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır” diye buyurur. Sıkıntının içinde gizlenmiş o kolaylık insanın kendi çabasındadır.

Geçmişi yenmenin diğer bir yolu da yeni yöntemler denemektir. Bu yeni yöntemler başka bir ilde yaşamaya başlamak, başka insanlarla tanışmak, iş değiştirmek gibi örneklendirilebilir. Gerçekten de farklılık geçmişi pek çok kez yenmiştir.