Başarısız Gençlik

Başarısızlık derken uluslar arası spor ödülü alan sporcularımız, Nobel ile ödüllendirilen bilim insanlarımız, defalarca dünya şampiyonu olan motosiklet yarışmacımız ve buna benzer başarılarla bizi gururlandıran tüm yurttaşlarımızdan bahsetmiyorum elbette. Avrupa ve Asya’nın köprüsü olup bin yıllık birikimi barındıran Türkiye’den bu tür başarıların çıkmaması şaşkınlık verici bir durum olurdu herhalde. Bahsettiğim başarısızlık milyonlarca gencin her işi yapabilecek potansiyelde olup neredeyse hiç bir işi yapamaması. Kendi gözlemim ve değerlendirmelerimle Türk gencinin muasır medeniyetlerin üzerinde bir başarıya neden imza atamadığını maddeleştirmek istedim. Bence başta ben olmak üzere bizim gençlerin başarısızlıklarının sebepleri şöyle;

Eğitim Sistemi

Başarısızlığımızın en büyük sebebinin eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünmekteyim. Maddi durumu ve aile kültürünün eğitimi tamamen etkilediğini düşünenlerdenim. Şimdi bu yazıyı okurken baba tavrıyla “ne demek canım dağda çobanlık yapıp avukat olanlar var” diyebilirsiniz. Bu da bir yaklaşım elbette ama ülkede eksiksiz olduğu iddia edilen eğitimi aldığı halde bir baltaya sap olamayan gençlerin sayısıyla, şartları zorlayıp komşular başta olmak üzere elalemi kıskandıracak başarıya ulaşmışların sayısını orantılayınca elde edilen başarının bireysellikten öteye geçmediğini umarım anlarsınız. Demem o ki ; sabah beslenme çantası güzelce doldurulup cebine harçlığı verilen öğrenci sayısı bu kadar çokken etrafımızın bir halta yaramayan lisans mezunlarıyla dolu olması kitlesel başarısızlığın açık göstergesidir. Demek ki yolunda olmayan bir şeyler var. Eğitim sisteminde bir şeylerin yolunda gitmediğini daha iyi anlamanız için iki konuyu irdeliyorum. Şuan öğrenciler orta okul, lise ve üniversitede ingilizce dersi görüyor fakat ingilizce bilen kişi sayısı %3 lerin üzerine çıkamamış durumda. Eğitim alan öğrencilerin %97 si de aptaldır diyip işin içinden sıyrılmak ta var ama inanın bu gerçeği yansıtmayacak, vicdanı olan her bireyi içten içe sıkıntıya sokacaktır. Okul hayatı boyunca matematik dersi görüldüğü halde matematik konusunda dünya sıralamasına bile girememek te verilebilecek örneklerden biri. Öyleyse öğrencileri başarısız yapan faktörlerden birinin eğitim sistemi olduğunu düşünüyorum. Şimdi bir çoğunuz ideal eğitim sistemi ne olmalı peki diye sorabilirsiniz. Onu tek başınıza ne siz ne de ben bilebilirim. Çağdaş eğitim sisteminin temini konusunda zamana yayılmış kapsamlı bir politika ile bu sorunun kısmen giderilebileceği kanısındayım. Nihayetinde çok iyi olan diğer ulus öğrencileri de bizler gibi insan ve doğa üstü özel yetenekleri yok.

Ekonomik Durum

Başarısızlığın en büyük sebeplerinden birinin parasızlık olduğuna inananlardanım. Dünyanın en zengin kişilerini sıralamaya koyduğunuzda ilk 20 deki zenginlerin hiç birinin okul okuyarak ya da memur olarak zengin olmadıklarını görürsünüz. Onların bir çoğu ya zengin bir ailenin evlatlarıdır, ya da iyi para kazanabilecek bir iş yeri tarafından yetiştirilmiştir. Biri bir bilgisayar firmasında çalışırken aklına başka bir şeyler yapmak geldiği için araba garajında bir şeyler imal ederken diğeri dünyanın en iyi üniversitesinin verilerini çalarak popüler bir sistem geliştirip zengin oluyor, okulu yarım bırakıp tekrar mezun olduğunda ise ödüllendiriliyor. Ülkemizde ise en büyük holdingleri inceleseniz onların da eğitimle değil ticaret ile en zenginler arasına girdiği görülecektir. Onlar da babadan kalma bir ekonomik serbestinin verdiği cesaretle zenginler listesine giriyor. Şimdi başarı denilen şey para mıdır ? Diye sorabilirsiniz. Sizi bilmem ama bizim komşular ve elalemin çocuklarının annesi ve babasına göre başarı denilen şey paradır. Çünkü para ölüm ve kader dışında her sorunu çözme kabiliyetine sahiptir. Ülkemizin ekonomik durumu gençlere hata yapma serbestisini sunabilecek durumda olmadığı için büyük işler başarılamadığı düşüncesindeyim. Örneğin bir çok girişimcinin aklına müthiş fikirler gelse de bu fikirleri hayata geçirebilecek ekonomik duruma sahip olmamak başarısızlığımızın başat faktörlerinden biri bence.

Aileden Korkak Yetiştirilmek

Ben dahil bir çok gencin aileden korkak yetiştirildiğini düşünüyorum. Sanayideki usta oğluna lan dedi diye oğlunu işten alan, arada yol var aman başına bir iş gelir diye evladını işe göndermeyen, sen o işi batırırsın diye girişilecek işe maddi manevi desteğini vermeyen her aile başarısızlığın altına ıslak imza atmıştır bence. Kaybetmenin burukluğunu genç yaşta yaşamamış bireylerin büyüdüklerinde derin kayıplar karşısında tekrar deneme cesaretini gösteremediğini düşünüyorum. Ne kaybediyorsak bir şeyleri yapmadığımız için kaybediyoruz. Başarılı ülkeleri incelediğinizde çocuklar düştüğünde ailelerinin onları kaldırmaya bile cüret etmediğini göreceksiniz bu düştüğünde kendi kalkan bireyleri yaratmanın ilk adımıdır ve biz bir kaç adım gerideyiz bu konuda.

Geç Kalıp Yetişmeye Çalışmamak

Başarılı işler yapma konusunda bir çok fırsatı kaçırdığımızı, mevcut fırsatları yakalamak içinde bir girişimimizin olmadığını görüyorum. Mesela aile çocuğunu karate kursuna yazdırıyor ama programlama dili eğitimi konusunda hiç hareket yok. Aynı şekilde bir çok öğrenci yaz tatilini evde pinekleyerek geçiriyor ama mesleki eğitim adına bir teşvik yok. Geç kaldığımız trenlerin bir sonraki kalkış saatlerine de yetişmeye çalışmamak sanırım basiret bağlanması gibi bir şey ve biz bunu yıllardır yaşıyoruz.

Kişisel Tembellik

Yukarıda saydığım faktörler birleşince ortaya öyle bir profil çıkıyor ki, sıcak sudan soğuk suya eli gitmesin, taşın altına elini koymasın, gerek psikolojik gerek manevi hiç bir şekilde olumsuz etkilenmesin yesin içsin yatsın ama iş yok desin bir toplum elde ediliyor. Bu bireylerden doğacak çocukların aileden ne görebileceğini düşündüğümde bir darlanma bir sıkıntı sarıyor içimi, biz neydik, sen neydin ki oğlun, kızın ne olsun demeden edemiyor insan. Bireysel tembelliği yenmek için ne yapılır bilmem ama bir şeyler yapılmazsa dünyanın geri kalmış ülkeleri gibi savrulup gideceğimiz apaçık ortada.

Ve Okumamak..

Başarısızlığın önemli sebeplerinden birinin de okumamak olduğunu düşünüyorum. Mesela bu yazıyı bir çok kişi okumayacak. Okumadığı için kişisel eleştirilerimden de haberdar olmayacak, ha okuduğu zaman ne elde edecek derseniz en azından kendisi gibi veya kendisine ters düşünen birilerinin varlığından haberdar olamayacak. Bu durum mevcut sistemin sorunsuz olduğu inancını ortaya koyacak ve hiçbir şey yapılmamaya devam edilecek. Ne diyelim… Belki birileri okur da utanmak zorunda kalırım.

İkili İlişkilerde Murphy

Murphy Kanunları, Amerikalı mühendis Edward A. Murphy, jr. tarafından, başarısızlıklar ve hata kaynaklarının karmaşık sistemlerde incelenmesi üzerine ortaya konan özdeyişlerdir

Bunu neden tarif ettim ?

Çünkü ikili ilişkilerin tamamında bu karmaşık başarısızlıklar dizisi faaldir, yani Murphy özdeyişleri önce ikili ilişkileri incelemelidir.

Örneğin akışına bıraktığınız bir dostluk yılları devirebilir fakat “bu onu üzer” dediğiniz an tartışmalar başlar. Ya da sevdiğinizi göstermediğiniz bir ilişki sorunsuz giderken “ben seni çok seviyorum” dediğiniz bir ilişki hava kaçırmaya başlar.

Sebebi nedir ?

Olumsuzlukların oluşması için gerekli şartları sağlamaya başlamışsınızdır. Çünkü olumsuzluklar iki ihtimalle ortaya çıkar. Birincisinde yanlış seçeneği (tavır,hareket) yapma opsiyonu vardır ve tercih yanlıştan yana kullanılmıştır. İkincisinde ise başka yolu yoktur ve o yol olumsuzluğun ta kendisidir. İlk durumda tercihleriniz ikinci durumda ise imkanlarınız söz konusudur. Tercihlerle yaptığınız hatalar canınızı sıkarken imkanlarınızla yaptığınız hataları kabullenirsiniz.

Kabulleneceğiniz hataları yapmak için mevcut durumu tercihlerle zenginleştirmeyin ki üzülmeyesiniz.

Örnek Murpy Özdeyişleri;

  • Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  • Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  • Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir…
  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Dünyadaki nüfus sürekli artar ama toplam zeka sabit kalır.
  • Herhangi birşeyin olma olasılığı, arzu edilirliğiyle ters orantılıdır.
  • Mümkün olan en kötü koşullar, er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.
  • İşler iyiye gitmedin önce kötüye gider… İşlerin iyiye gidebileceğini kim söyledi?
  • Herhangi bir seyin olma olasiligi, arzu edilirligiyle ters orantilidir.
  • İyi başlayan herşey kötü biter. Kötü başlayan herşey daha da kötü biter.
  • Eğer bir deney başarılı olmuşsa, ters giden birşeyler var demektir.
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Her sağlıklı erkeğin zengin olmak için asla işlemeyecek gizli bir planı vardır.
  • Bankadan bir kredi almak için önce o paraya ihtiyacınız olmadığını ispat etmeniz gerekir.
  • Faturalar elinize alacaklarınızdan iki kat hızlı ulaşır.
  • İki tür insan vardır: İnsanları iki türe ayıranlar ve ayırmayanlar.
  • Tıkanık trafikte diğer şerit her zaman daha hızlı akar.
  • Hayatta güzel olan herşey ya illegal, ya ayıp, ya da şişmanlatıcıdır.
  • Yere düşen herşey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
  • Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
  • Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
  • Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
  • Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
  • Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
  • Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
  • Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
  • Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
  • Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
  • Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
  • Bir şeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda, bir yerden bir şekilde size gelir.
  • İşler yolunda gittiği zaman mutlaka bir terslik vardır.
  • Aradığınız şeyi baktığınız en son yerde bulursunuz. (Aranılan bir şey birkaç yere bakılarak bulunur ve bulma eylemi zaten en son bakılan yerde gerçekleşir.)
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Bir teklifin gerçek olması güvenilir olmasını gerektirmediği gibi, güvenilir bir teklifin de gerçek olması gerekmez.
  • Telefon çalmasını beklediğin süreler boyunca çalmayacak, ancak başından ayrılıp başka bir işle meşgul olduğun anda çalıp seni bölecektir.
  • Siz sınavlara istediğiniz kadar çalışın, sonunda her zaman çalışmadığınız bir yerden çıkacaktır!
  • Ne zaman sınavlara çalışacak olsanız uykunuz gelir, sınavdan sonra uykunuz açılır.
  • Dakikalarca beklediğin otobüs sen tam sigara yaktığında gelecektir.
  • Sigara dumanı her zaman sigara içmeyen kişiye doğru gelir.
  • Barda sana yanaşan kız barın en çirkin kızıdır.
  • Ne zaman kürdanı elinden atsan, dişinin arasında bir şeylerin kaldığını farkedersin.
  • Senin beklediğin ATM sırası herzaman yavaş ilerler.
  • Ne zaman merdivenleri çıkmaya başladığında aklına çisinin geldiğini farkedersin
  • Sakınılan göze çöp batar.
  • İnsanlar birbirini hak eder.
  • Ekmek tereyağlı yüzü ile düşer.
  • Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
  • Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
  • Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
  • İyilik cezasız kalmaz.
  • Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
  • Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
  • Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
  • Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
  • Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
  • Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
  • Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
  • Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
  • Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
  • Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
  • Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
  • Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
  • Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
  • Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
  • Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
  • Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
  • Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
  • Yarının işini asla bugün yapma.
  • Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
  • Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
  • Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
  • Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
  • Anlamıyorsanız çok açıktır.
  • Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
  • “Yaşam” siz başka planlar yaparken olan şeydir.
  • Murphy’nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
  • Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
  • Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
  • İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
  • Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
  • Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
  • Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
  • Tüm genellemeler yanlıştır.
  • Gizli hata gizli kalmaz.
  • Duruma göre!
  • Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
  • Asla, asla deme!
  • Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
  • Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
  • Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
  • Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
  • Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
  • Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var.
  • Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
  • Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
  • Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
  • Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
  • Bağışla ama unutma.
  • Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
  • Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
  • İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
  • Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
  • Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
  • Tüm garantiler ve para iadesi taahutleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
  • Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
  • Anlattığın birşeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.

Geçmişle Mücadele Yolları

Gelecek, sonuçları olumsuz bile olsa heyecan vericidir. Geçmiş ise sonuçları iyi de olsa kötü de olsa çoğu zaman acı verir. Geçmişe geri dönememenin verdiği pişmanlık duygusu kaybedilenle doğru orantılı olarak artar. Kaybını yaşadığınız şey ne kadar büyükse geçmişle mücadele o derece çetin geçer. Pek çok insan geçmişte yaşadığı iyi veya kötü anıların kahramanları ile yollarını ayırabilir. Ayrılık sebebi farklı şekillerde olabilir, bunlar sevgiliyken ayrılmak, yakın akraba iken vefat, karı koca iken boşanma gibi farklı şekillerde hayatımızı etkileyebilir. Bu durumlardan herhangi biri ile karşı karşıya kaldığımızda hayatın bir boşluktan ibaret olduğunu düşündüğümüz bir dönem yaşanır.

O dönem gerçekten de yemeden içmeden kesilme, depresyona girme, asosyal olma tehlikelerinin en yakın olduğu dönemlerdir. Kişi o dönemde kişisel tedbirlerini doğru almazsa hayatını uzun yıllar olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşabilir.

Geçmişle mücadele etmek için ne yapılmalıdır?

Geçmişin şu anı etkisi altına almaması için geçmişin artık geri dönülmesi imkansız bir seyahat noktası olduğunu akıldan çıkarmamak lazımdır. Bu düşünce gelecekte alacağınız kararların daha gerçekçi olmasına katkıda bulunur. Geçmişin kendinden söz ettirememesi için de bir kaç nokta dikkatle değerlendirilmelidir.

Geçmişin belini kırmak

Geçmiş günler kendinden öyle durup dururken söz ettirmez. Kişi kendi kendine geçmişi arar ve kendisine zarar vermesini sağlar. Alkol gibi, uyuşturucu gibi bir bağımlılığın sürekli kötüye doğru çağırması geçmişin kişi üzerindeki etkisi için de geçerlidir. Bu durumun önüne geçmek için önce mücadelede kararlılığın kişi tarafından kabul edilmesi gerekir. Yani artık kesin bir karar vererek geçmişle bağlar kesilmeli beli kırılmalıdır.

Geçmişle bağları koparmak için bir kaç basit metod kullanılabilir. Kişi kendine geçmişi hatırlatan herşeyi gözünün önünden kaldırmalıdır. Yakın çevresine hatırlamak istemediği anı hakkında bir şeyler duymak istemediğini uygun bir dille söylemesi durumu kolaylaştırır. Mesela bir dönem geçmişi anımsatacak coğrafyalardan uzak durmak geleceği şekillendirmenin en önemli adımlarından biridir.

Geçmişi unutmanın en önemli yöntemlerinden biri de olanı biteni kaderci bir zihniyetle kabul etmektir. Olan olmuştur ve aslında olması gereken olmuştur. Sonuçlar ne kadar kötü görünse de bir çıkar yol mutlaka vardır. Keza Allah kuranda “her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır” diye buyurur. Sıkıntının içinde gizlenmiş o kolaylık insanın kendi çabasındadır.

Geçmişi yenmenin diğer bir yolu da yeni yöntemler denemektir. Bu yeni yöntemler başka bir ilde yaşamaya başlamak, başka insanlarla tanışmak, iş değiştirmek gibi örneklendirilebilir. Gerçekten de farklılık geçmişi pek çok kez yenmiştir.

Yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz

Kime diyorum bunu ? Başta kendime, dışarıdaki ben bana “bir dakika… neden bunu yapmadın?” diye soruyor ve suçlu olmamak için çok az ihtimalin kaldığını anlıyorum.

Mesela yolda yürüyorsunuz, başınızın belaya girmesini hiç istemezsiniz, milletin etlisine sütlüsüne karışmazsınız bir de baktınız iki kişi kavga ediyor ve birinin elinde silah var. Yani her an birileri hayatını kaybedebilir. İki türlü davranabilirsiniz; Birincisi hiç bir şey olmamış gibi olay yerinden sıvışıp gitmek. İkincisi de olayı kolluk kuvvetlerine haber vermek.

İki davranışta da başınız belaya girmiştir. Suçlusunuzdur. İlkinde olayı kolluk kuvvetlerine haber vermemekle, ikincisinde de aslında kişiler birbirinden şikayetçi olmadıkları halde olayı kolluk kuvvetlerine yansıtmakla suçlanacaksınız. Yani, yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızdan da sorumlusunuz.

Buna verilecek binlerce örnek var. Anlaşılabilmesi için senaryolaştırılmış bir durumdan bahsettim. Hayat sürüp giderken yaşanan gelişmelerin çevreniz tarafından nasıl yorumlandığına dikkat etmiyorsanız yüzde yüz haklı olduğunuz bir konuda bile suçlu konumuna düşebilirsiniz. Yani diyorum ki; yaşarken öyle dikkatli olmak gerekiyor ki, hem kendinizi hem de çevre dinamiklerini yönetmeniz gerekir.

Bir konuda karar vermeden önce o konu hakkında faaliyete geçilirse mi daha büyük zarar görürsünüz yoksa boş verirseniz mi iyi analiz etmeniz gerekir. Boş verdiğiniz konu gelecekte karşınıza kocaman bir sorun olarak çıkabilir, aynı durum üzerinde yoğunlaştığınız bir konu ile ilgili de olabilir, boş verip yolunuza devam etmediğiniz için de başınız ağrıyabilir. Öyleyse en mantıklı olan size en az zararı verecek yöntemi tercih etmek olacaktır. Nihayetinde iki seçenek için de olumsuzluk yakanızdan eksik olmayacaktır.

İşte bunun için bir çok kişisel gelişim uzmanı hayatı savaş alanı, insanı da savaşçı olarak nitelendirmektedir. Verilen savaşın mühimmatı davranışlarınız, diliniz ve söylevleriniz sonu da çoğu zaman ölümdür. Çünkü hayat devam ettikçe kahramanlar değişecek ama savaş hep devam edecektir.