Biz Bizi Anlamıyoruz

Toplum olarak en büyük sorunumuzun sülaleden başlamak üzere birbirimizi anlamamak olduğunu düşünürüm. Bu coğrafyanın insanına özgü bir davranış mıdır bilinmez, bizim insanımızda kendi düşüncesini egemen kılma eğilimi çok yüksek. Karşı tarafın haklı olduğunu kendisi de bildiği halde görüşünün doğru olduğunu savunmak göz göre göre bazı hataların yapılmasına sebep oluyor.

Mesela Kürt – Türk tartışması. Aslında suni olan bu tartışma yıllar önce tek bir cümle ile ortadan kaldırılmış. Milli mücadele döneminden sonra Türklüğün tanımının yapılması gerekmiş. Tartışmalara kapalı, milli birliği destekleyen ve bizi biz yapan bir tanım konmuş. Tanıma göre “Aynı coğrafyada ortak kaderi paylaşan herkes Türktür” Tanım incelendiğinde çağın gereklerine göre hareket edildiği görülecektir. Emperyalist güçlerin entrikaları ve kanlı savaşların tarumar ettiği köklü Osmanlı İmparatorluğu’nun imparatorluk vasfı Osmanlı’ya farklı ulusları katmıştı. Fransa’dan esen milliyetçilik akımı Avusturya Macaristan, Rusya ve Osmanlı İmparatorluğunu parçaladığında milletin bir bütün olarak kalabilmesi için doğru stratejilerin uygulanması gerekiyordu. En doğru karar tüm kimliklerin yüzyıllardır coğrafyaya verilen adda birleştirilmesi oldu. Türkiye kelimesi yüzyıllardan beri Batı devletlerince kullanılan bir isim olduğu için coğrafyaya Türkiye, içinde yaşayan insanlara da Türk ismi verildi.

Peki Neden Tartışıyoruz ?

Aslında alt kimliği farklı olan insanların arasında en ufak bir sorun yok. Oturup düşününce şahsi bir sorunun olmadığını herkes görebilir, kimse durup dururken mahalledeki Laz, Çerkez, Laz, Arnavut, Ermeni, Zaza veya Kürt vatandaşla alt kimlik veya Türklük kavgasına girmiyor. Bir gün televizyonu açıyorsunuz, vay efendim Kürtler özgürlük istiyorlarmış diye bir haber okuyorsunuz, haber sizin milliyetçi duygularınızı dürtüyor ve artık o Kürt komşunuz gözünüze batar oluyor. Halbuki komşunuzun olayla ilgili en ufak bir bağlantısı yok. Pek tabi, komşunuza olan tavrınızın değişmesi onun da tavrının değişmesine sebep oluyor. Aslında çok uzaklarda ideolojik bir kavgayı çıkarmak isteyen bir grup hedefine ulaşmış oluyor, iki kardeş kimlik birbirine düşerken onlar da ideolojik hedeflerine bir adım daha yaklaşıyor.

Bir grup çıkıp diğerine terörist dediğinde de aynı durum yaşanıyor. Siyasi ve politik hamlelere coğrafyanın kendi halinde masum insanlarını katmak, çocuklarını dağa kaldırıp Türkiye topraklarında sözüm ona milli bir Kürt devletinin varlığını savunmak, bu savunmanın arkasında duran siyasi partiyi kontrol altında tutmak yerine ayrılıkçı fikirleri destekleyip, sonra o partiyle görüşen herkesi terörist ilan etmekte düzenbazlığın bir parçası. Yüksek komitelerin, elinde para, saltanat ve güç bulunanların organize ettiği oyunun üzdüğü insanları hesaba katmadan kör bir siyaset yapmak bir sınır yüzünden birbirlerine düşen sülaleden farklı değildir. Aynı anadan, aynı babadan olan soy devamının basit meselelerle birbirine düşman kesilmesi ile aynı coğrafyayı kanla savaşla kazananların bir kimlik tartışması yüzünden birbirine girmesi aynı şeydir. Buna evvela devlet büyüklerinin, sonra da alt kimlik ne olursa olsun halk olarak bizim dur dememiz gerekmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir